15 Şubat 2018 Perşembe

Akdamar Efsanesi


Akdamar Adası, Van'ın Gevaş ilçesi yakınlarında, üzerinde şu anda onarıma muhtaç bir kilise, bu kilisenin duvarlarında çok güzel freskler ve ikonalar bulunmaktadır. Yağmalanmış, hor görülmüş ama hala zamana karşı durmaya çalşıyor.

Mistik bir güzelliğe sahip Van Gölü daha pelçok efsane ile anılır.

Ah Tamara Efsanesi :Bir zamanlar adadaki kilisede bir rahip varmış, rahibin güzel kızına, sahildeki köyden bir genç, kızı görür ve ona aşık olur. Ama rahip, bu aşka izin vermez ve delikanlının bir daha adaya gelmemesini söyler. Ama aşk iki kıyı arasında gece olunca fener işaretleriyle devam eder.Tamara geceler elindeki fenerle yerini belli eder,sevgilisinin yüzerek yanına gelmesini sağlardı. Bir zaman sonra rahip durumun farkına varır ve fırtınalı bir gecede karşı kıyıya fenerle işaret verir. Fener işiğını gören genç hemen suya dalar, fakat rahip fenerin yerini sürekli değiştirmektedir. Bir süre sonra yorgun düşer. Ne ileri nede geriye dönebilir. O an iki kelime dökülüverir dudakların: Ah, Tamara. 


Şahmaran Efsanesi

Efsane, yerin yedi kat altındaki bir mağarada yaşanıyor. Bu mağarada ‘Meran’ adı verilen yılanlar yaşıyormuş. Bu mağaraya ‘yeraltı ülkesi’ de deniyor. Bu yılanlar, bildiğimiz yılanlardan biraz farklı. Normalde yılan ifadesi olumsuz durumlar veya kötü ve soğuk bir anlam içerir. Ancak efsanemizdeki yılanlar iyilik sembolü, doğruluk timsali, akıllı yılanlar... Herkesin varlığından haberdar olduğu ancak görmediği iyi oldukları bilinen, barışçıl ve zararsız bu yılanlar mağaradan çıkmıyor. Yılanlar, bu güzel özelliklerini güzeller güzeli kraliçeleri Şahmeran’dan alıyorlar. Bölgede yaşayanların kafasında da görmedikleri Şahmeran’ın siluetleri beliriyor ancak somut bir varlık olarak düşünemiyorlar.

Efsanenin kahramanı olan isim konusunda da farklılıklar var. Cemşab, Lokman Hekim, Tahmasp, Melikiya, Belkıya isimleri Şahmeran’la ilk karşılaşan veya yılanlar mağarasını keşfeden isim olarak anılıyor. Bu hikâyede bu ismin Cemşab olduğu kanaati daha ağır basıyor. Biz de Cemşab’ın maceraları ile devam edelim.

Cemşab, fakir bir ailenin oğlu. Geçimini odun satarak sağlıyor. Cemşab ve arkadaşları ormanda dolaşırken içi bal dolu bir mağara veya kuyu keşfederler. Balı mağaradan çıkarmak için Cemşab’ı aşağı indirirler. Balı alan arkadaşları kendilerine daha çok pay düşmesi için Cemşab’ı bırakıp kaçarlar. Cemşab, mağarada bir ışık huzmesi fark eder. Bir küçük delikten sızan ışığa doğru gider ve deliği bıçağı ile genişletir. Gözlerine inanamayan Cemşab, çok güzel bir bahçe ile karşılaşır. Bahçede eşi ve benzeri görülmemiş bitki ve çiçekler görür. Bir havuzun çevresinde de çok sayıda yılan olduğunu fark eder. Havuzun başında da süt beyaz vücudu olan insan başlı bir yılan oturduğunu görür.

Deliği büyüterek bahçeye çıkan Cemşab, Şahmeran’la karşılaşır. Rivayete göre Cemşab’ı gören Şahmeran, ona güzel sözler söyler. Misafiri olduğunu ve çevredeki yılanlardan korkmaması gerektiğini söyleyen Şahmeran, Cemşab’a ikramlarda bulunur. Daha sonra sohbet etmeye başlarlar. Cemşab, başından geçenleri anlatır. Şahmeran ise, kendisine de insanların zarar vermek istediğini söyleyerek, insanların küçük menfaatler karşısında başkasının büyük zararlarına razı olan nankör ve hilekâr varlıklar olduğunu ifade eder. Cemşab, Şahmeran’ın güvenini kazanmış ve uzun yıllar benzeri görülmemiş bahçede yılanlarla yaşamış.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

YEŞİL BAŞLI ÖRDEKLER EFSANESİ Derler ki, ''Küçük gölün dibi bulunmaz'' buna inanırlar da sözde, bu göle, ucuna...