Akdamar Adası, Van'ın Gevaş ilçesi yakınlarında, üzerinde şu anda
onarıma muhtaç bir kilise, bu kilisenin duvarlarında çok güzel freskler
ve ikonalar bulunmaktadır. Yağmalanmış, hor görülmüş ama hala zamana
karşı durmaya çalşıyor.
Mistik bir güzelliğe sahip Van Gölü daha pelçok efsane ile anılır.
Ah
Tamara Efsanesi :Bir zamanlar adadaki kilisede bir rahip varmış,
rahibin güzel kızına, sahildeki köyden bir genç, kızı görür ve ona aşık
olur. Ama rahip, bu aşka izin vermez ve delikanlının bir daha adaya
gelmemesini söyler. Ama aşk iki kıyı arasında gece olunca fener
işaretleriyle devam eder.Tamara geceler elindeki fenerle yerini belli
eder,sevgilisinin yüzerek yanına gelmesini sağlardı. Bir zaman sonra
rahip durumun farkına varır ve fırtınalı bir gecede karşı kıyıya fenerle
işaret verir. Fener işiğını gören genç hemen suya dalar, fakat rahip
fenerin yerini sürekli değiştirmektedir. Bir süre sonra yorgun düşer. Ne
ileri nede geriye dönebilir. O an iki kelime dökülüverir dudakların:
Ah, Tamara.
Şahmaran Efsanesi
Efsane, yerin yedi kat altındaki bir mağarada yaşanıyor. Bu mağarada
‘Meran’ adı verilen yılanlar yaşıyormuş. Bu mağaraya ‘yeraltı ülkesi’ de
deniyor. Bu yılanlar, bildiğimiz yılanlardan biraz farklı. Normalde
yılan ifadesi olumsuz durumlar veya kötü ve soğuk bir anlam içerir.
Ancak efsanemizdeki yılanlar iyilik sembolü, doğruluk timsali, akıllı
yılanlar... Herkesin varlığından haberdar olduğu ancak görmediği iyi
oldukları bilinen, barışçıl ve zararsız bu yılanlar mağaradan çıkmıyor.
Yılanlar, bu güzel özelliklerini güzeller güzeli kraliçeleri
Şahmeran’dan alıyorlar. Bölgede yaşayanların kafasında da görmedikleri
Şahmeran’ın siluetleri beliriyor ancak somut bir varlık olarak
düşünemiyorlar.
Efsanenin kahramanı olan isim konusunda da
farklılıklar var. Cemşab, Lokman Hekim, Tahmasp, Melikiya, Belkıya
isimleri Şahmeran’la ilk karşılaşan veya yılanlar mağarasını keşfeden
isim olarak anılıyor. Bu hikâyede bu ismin Cemşab olduğu kanaati daha
ağır basıyor. Biz de Cemşab’ın maceraları ile devam edelim.
Cemşab,
fakir bir ailenin oğlu. Geçimini odun satarak sağlıyor. Cemşab ve
arkadaşları ormanda dolaşırken içi bal dolu bir mağara veya kuyu
keşfederler. Balı mağaradan çıkarmak için Cemşab’ı aşağı indirirler.
Balı alan arkadaşları kendilerine daha çok pay düşmesi için Cemşab’ı
bırakıp kaçarlar. Cemşab, mağarada bir ışık huzmesi fark eder. Bir küçük
delikten sızan ışığa doğru gider ve deliği bıçağı ile genişletir.
Gözlerine inanamayan Cemşab, çok güzel bir bahçe ile karşılaşır. Bahçede
eşi ve benzeri görülmemiş bitki ve çiçekler görür. Bir havuzun
çevresinde de çok sayıda yılan olduğunu fark eder. Havuzun başında da
süt beyaz vücudu olan insan başlı bir yılan oturduğunu görür.
Deliği
büyüterek bahçeye çıkan Cemşab, Şahmeran’la karşılaşır. Rivayete göre
Cemşab’ı gören Şahmeran, ona güzel sözler söyler. Misafiri olduğunu ve
çevredeki yılanlardan korkmaması gerektiğini söyleyen Şahmeran, Cemşab’a
ikramlarda bulunur. Daha sonra sohbet etmeye başlarlar. Cemşab,
başından geçenleri anlatır. Şahmeran ise, kendisine de insanların zarar
vermek istediğini söyleyerek, insanların küçük menfaatler karşısında
başkasının büyük zararlarına razı olan nankör ve hilekâr varlıklar
olduğunu ifade eder. Cemşab, Şahmeran’ın güvenini kazanmış ve uzun
yıllar benzeri görülmemiş bahçede yılanlarla yaşamış.
|
|
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder